14 Kasım 2019 Perşembe

GEÇİŞ



Hayat size sürprizlerini hazırlar, özenle paketler ve postalar.
Posta kutusunu açıp, görüp, almak elimizde.

             
Hayatımın 10senelik bir dönemini kapattım. 

Yeni bir ülkeye geçişime imkan sağlayan bu durum, anlaşılan benim için zamanını tamamlamış olmalı ki binlerce keyifli, stressli, mutlu, zafer dolu anlarımı bana ekleyip beni özgürleştirdi.

Bu geçişe hazırdım ama her geçişte gibi olduğu ana tam olarak hazır olamıyorsun. Biraz gergin, azda olsa tedirginlik verici ve bir o kadarda hüzünle yaşandı son anlar. İnsanız ya “Bitince ne olacak?”  sorusunu sormadan duramadım. Akışa inanmama rağmen genede korku midemle bağırsaklarımın arasında dans ediyordu. Statü mü kaybettim? Standardımı mı düşüreceğim? Kendime inancımımı yitireceğim? Sorular ve boşluk… Sonra o sen şakrak kahkahasıyla iş yerindeki oda arkadaşımın sözüne kulak verdim.

Her an kendi içinde bir an saklar.

Bu anında benim içimde bambaşka bir ana hazırlandığına eminim. Henüz içi bilinmezlerle dolu olsa da, güvencesizlikteki bilgeliği denemeye hazırım. Biliyorum ki o an geldiğinde sadece gülümsüyor olacağım.

Bu geçiş anı, beni bambaşka bir geçiş anına sevk etti. Otobüse Tel Aviv’den bindik. 3 kız arkadaş, sütyen hikayesi gibi bir birimizi yukarı kaldırmak adına bu tatili planlamıştık. Hem de bu tarihin benim iş hayatımın son gününe denk geleceğini bilmeden. Tur şirketine aylar önce ödemeyi yapmış ve izin almak için patronla konuşmama gerek bile olmamıştı. Çarsamba akşamı bir kapıyı kapattım ve  Perşembe sabahı gözümü Israel-Ürdün sınır kapısında açtım. Petra’yı gezmeye gitmek üzere yola çıkmıştık.







Geçiş yerinin adı: Yitzhak Rabin Sınır kapısı.
Kral Hüseyin ve Rabin’in birlikte yarattıkları bu barış geçişi, eskiyi kapatıp yeni
bir döneme geçirdikleri yerin, benim geçiş anıma rastlamış olması sizce de cok anlamlı bir tesadüf değil mi? Ülkeden çıkarken oldukça meraklıydım. Hem bir dünya harikasını* görecek, hem de iki ülke arasındaki ilişkileri algılayabilme imkanına sahip olacaktım. Arap topraklarından Israel’e bakacaktım. Geçiş 1994 yılının Ekim ayının 26sında Washington’da, dönemin Amerika Cumhurbaşkanı Bill Clinton gözetmenliğinde imzalandı. Bu antlaşma ile Ürdün, Mısır’dan sonra Israel’le barış imzalayan ikinci Arap ülkesi oldu. Tam 25 yıldır ortalık süt liman iken tam geçişmin içine bir gerginlik giriverdi, politika bir delik bulmuştu kendine. Her yerde garip haberler okuyor ama genede gitme planımızı iptale geçirmiyorduk. Bu geçiş benim için önemliydi ve evren bunu biliyordu.

Tedirginlikle uzattım pasaportumu Ürdün sınır kapısında, yüzünü inceledim sınır memurunun. Hiçbir mimik yoktu, doğal ve olağandı. Binlerce Israel’li barıştan beri akın akın geçiyordu sınırı her gün, her mevsim, her an. Karşılıklı turlar, ortak mirasi birbirine geçiriyordu. Hem de taa Musa’dan beri...
Ilginç olan ise, daha önce hiç bir Arap ülkesine girmemiş halimin ön yargısıydı. Şekilci zihnimdekilerin büyük bir kısmının gerçeklikten uzak olduğunu bana gösteren anlar yaşadım.

Geçişten bizi İsrael’li genç bir tur rehperi karşı tarafa taşıdı ve bizi Ürdün’lü bir başka genç tur rehperine teslim etti. Geçiş tamamlanmıştı. 
Bizler Israel plakalı otobüsümüzden bir kaç saat içinde Ürdün plakalı otobüse geçmiştik bile. Bileğimizde “Tourist Jordan” yazan bileklerle Akaba’ya geçtik, oradan da Wadi Rum yani sütünlar vadisine.










Kırmızı kumlar, inanılmaz boyuttaki kayalıklar ve
büyülü çöl sessizliğinde gezindik. Kumların kırmızısına hayran kalmış bizler sürekli fotograf çekmekten yorgunuz. Bir an o tatlı çöl rüzgarına bıraktık kendimizi ve inanılmaz doğa ile dar kanyonlardan geçip Arabistanlı Lawrance’ın yaşamış olduğu alana ulaştık.












1.Dünya Savaşı sırasında Arapları, Osmanlı’ya karşı ayaklandıran İngiliz subay, arkeolog, casus ve yazar Thomas Edward Lawrence’ın lakabı Arabistanlı Lawrance. 1916-18 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu’na karşı yürütülen Arap Ayaklanmasında, Birleşik Krallık irtibat subayı olarak aldığı görev nedeniyle Arabistanlı Lawrence olarak tanınmıştır.

Arapların birçoğu, Osmanlı ve Avrupalı devletlerin hakimiyetine karşı verdikleri özgürlük mücadelesine önderlik etmesinden dolayı onu, Arap ulusal uyanışının öncüsü ve halk kahramanı olarak kabul ederler. Taşın üzerinde Kral Abdullah ile oyulmus resimlerine bakarken yeni bir geçiş farkettim. Krallığa geçisin simgesiydi Arabistanlı Lawrance. 






Otantik ortamda çayımızı içtik. 7 taşımı dizdim, hayran kaldığım manzaraya  karşı dileklerimi taşların yanına bırakıp, gündüzün geceye geçişine tanık olmak üzere konaklayacağımız kampa dönüş yoluna çıktım. Öyle büyülü bir andı ki yaşanan, tepeden aşağıya süzülen güneş bize mesajını vermişti.

Biten herşeye şükür et, güzel geçti de. Geçti ve bitti de. 

Şimdi sessizlik zamanıdır. Ateş yak, hikayeler dinle, yemek ye, dans et. Duaların varsa dillendir. Yıldızlara bak, düşün bu evrende yalnız değilsin. Binlerce yıldız her gün ölüp kayıp düşüyor ve bunu gören gözlerine şükret. Yenisi doğuyor her an hatırla. Geceye teslim ol. Kurtlar ulusa bile korkma, onlar seni korurlar kötülüklerden. Gökteki yıldızlara bak, onlar sana yol gösterecektir.
Yanındakileri iyi seç, onlar senin elinden tutanlar olacaktır, belki sadece bu an için,  belki de bundan sonraki geçişine kapı açacaklardır. Teşekkür et.

Minikicik, soğuk çadırımıza girdik ve uykuya teslim olduk. Sabah giyinip dünyanın seçilen yeni 7 harikasından birini görmek için erkenden yola çıktık. Büyülü gül rengi şehire,  Petra'ya kalabalık insan topluluğuyla birlikte girdik. Dar geçitler, kıvrımlı yollar, ha bitti ha bitiyor dedikçe hep yeni bir geçişin önümüze açıldığı bitmeyen ilerlemeler. İçimden insanlığın her zaman inanılmaz şeyleri başarabilme becerisini nasıl edindiği fikri geçiyordu. Sanki eski medeniyetler bizlerden daha yetenekliymiş fikrine kapılıyorum. 

İsa’dan önce 5.yy., Nebatiler. Geçip gittiler ama asla gitmediler aslında. İşte bu koca ihtişamlı tapınak önümüzdeydi. Binlerce kere digital ortamlarda ve dergilerde gördüğümüz. Canlısını görmenin müthiş hissi tarifsizdi. Rehper yere bir çizgi çizdi. Kafanızı kaldırmadan yürüyün dedi ve şimdi kaldırın dediğinde bütün haşmetiyle Petra’yı ölümsüz kılan tapınak karşımızdaydı. İlk görsel sağdan bir gıdım kendini gösterdi. Dar bir geçidin ardından. Bir parçacık... İlerledikçe daha büyük bir parçası ve sonra tamamı. 


Rastık çekilmiş gözleriyle çölün sahipleri bedevilerden alışverişler yapıldı. Dinarlarını Euro/Dolara çevirmek isteyen kadınlar, ruj var mı takas yapalım dediğinde nelerin yokluğunu çektikleri içimi burktu. Eşşekler, atlar, develer, faytonlar, köpekler. Modern Ürdün polisi, Bedevi polisi ile birlikte koruyordu tapınağı. Zaman su gibi aktı geçti. 



Hani insan insana en fazla 6 kişi uzaktaymış derler ya tam da buna uyumlu bir tesadüf ile tanıştığımız Amerika’lı dostlarımızla  başladığımız noktaya geri döndük. Geçiş tamamlanmıştı. Bir daha asla eskisi gibi olamazdım. Bilgilenmiş ve anlamıştım. Bu bilgilerin bizi yeni bir geçişe hazırlayacağı kesindi.

Israel’in bir başka güzel şehri Eilat’tayız. Havamız güzel, denizin keyfindeyken bir anda bir başka unutulmaz ana tanıklık ettik. Coral Beach dünyanın sayılı plajlarından. Hem mercanlar,  hem de renkli Kızıl Deniz balıklarının mekanı. Su üstü varlıklarıyla, su altı varlıklarının birbirlerine dokunmasını mucizevi bir şekilde deneyimledik. Minik ekmek parçaları atan adamın yanına ulaşıp, suyun içinde rengarenk balıklara dokunduk. Bereketin simgesi balıkların ayaklarımızın arasında dolaştığına şahit olmak ve o anı ölümsüzleştiren dostumun desteğine şükür ettim. Evrenin bana mesaji vardı.

Korkmadan, sabırla bekle. Bereketin seni bulacak.
Destek ile birlikte en güzel anları bana hediye edeceğini söylüyordu. Eski anların yepyeni renkli anlara dönüşeceğini, su gibi berrak ve içimi huzurla dolduracağını görmemi istiyordu.
Bu yoğun hislerle doluyken, geçişin güzelliğini idrak ettim güneş ışığının denizin üzerindeki dansında.

Tesadüf yoktur cümlesine uyumlu, tatilimizin son günü bir başka geçişi yaşattı bana. Ata’mın ölüm yıldönümünü saygı ve minnetle andığımız, ona olan aşkımızın sonsuzluğunu en derinden hissettigimiz gün, 10Kasım.
Bizi özgürlüğe, bilgiye, medeniyete geçiren bu yüce insan, bedenen aramızda olmasada varlığını her zaman hissedebilmenin güzelliğini deneyimledik. 

O anda mail kutuma bir mail düştü. İçinde bulunduğum durum için beni cesaretlendiren satırlar içeriyordu
 “Süreçten kaygıyı çıkarırsan bu geçiş hala korkutucu mu?” diye soruyordu.
Cevabı sizin bana söyleyeceğinizden eminim.
Güzel geçişlerimiz olsun.

26 Temmuz 2019 Cuma

Gobinde Mukande Udare Apare



Bir süredir yeni yaşam alanımda yenilikler deneyimliyorum. Her biri kendimi bana biraz daha tanıtıyor, biraz daha sorgulatıyor. Ülke değiştirmek her ne kadar hazırım desenizde öyle kolay bir süreç değil. Adaptasyon için hem kendinize hem de ülkeye zaman tanımanız gerekiyor. Yaşımızda çok genç olmayınca, kalıplı düşüncelerden sıyrılmak pek öyle parmak şıklatma hızında gelişmiyor.







Bu adaptasyon döneminde, doğduğum topraklarda yapmayı çok isteyipte çeşitli gereksiz bahanelerle ertelediğim yogaya hasbel kader başlamış oldum. Hem Türkiye’den gelen dostumun sesiyle, hem de inanılmaz bir tesadüfler zinciriyle hayatıma eklenen Avustralya’dan bu topraklara eklenmiş bir Kundalini hocasıyla.


Her gün yeni söz diyen Mevlana gibi, her gün yeni bir mantra ekleniyor zihnimden sıyrılıp yüreğime. Mantra sanskrit dilinde “Aklın Aracı” demekmiş. Mantra  kelimeleri genelde ilkel seslerden oluşan, binlerce yıl öncesinde bilgeler tarafından titreşim kalitesi ölçülerek seçilen sözcük gruplarıdır. Meditasyon halindeyken mantra’lar bir oyuncak gibi zihnimizi  oyalar, tekrarlarda yarattıkları titreşim ile zihnimizi düşüncelerden özgürleştirip, sessiz ve dingin olmamızı sağlar. Bu hisle bizde sakinlikte huzurla başbaşa oluruz.

SO HUM ilk mantram
SO  dişi enerji titreşimi, Kozmik Bilinci (Ruh­-Spirit), HUM eril enerji titreşimi, Bireysel Bilinci (Can-Soul) temsili. SO-HUM  Meditasyon’u sırasında oluşan titreşimlerin  ses enerjisi, nefesin içindeki yaşam enerjisi ile birleşerek, BIR olur. Dengeleniriz.
Meditasyona başlamadan önce kendimize 4 temel ruh sorusu sormak önemli; ancak  soruların cevaplarını vermemize gerek yok. Sanki balonu havaya bırakmış gibi sorularıda  evrene bırakıyoruz.
Ø  Ben kimim?
Ø  Gerçekten ne istiyorum ?
Ø   Yaşam amacım nedir?
Ø  Hayatımda sahip olduğum neler için şükretmeliyim?

Her eklenen söz dizimi bambaşka farkındalıkları yanında taşıyor. Yeni yaşam alanıma uyumlanmayı kolaylaştırdığı kesin. Ve geçenlerde nefesime eklenen mantram:

Gobinde Mukande Udare Apare
Hariang Kariang Nirname Akame

Sesli dinlemek isteyenler için Seda Bağcan’ın yorumuyla youtube ekliyorum.


Guru Gaitri Mantrası'nın bu kelimelerin hepsinin bir anlamı var. sırasıyla:
Destekleyen, Ayakta tutan, Kurtarıcı, Azat eden, Aydınlatıcı, Sonsuz, Yok edici, Yaratıcı, İsimsiz, Arzusuz.

Bunlar içimizdeki yaratıcı kaynağın sıfatları. Beynin sağını/solunu dengelememizi, kalp çakramız üzerinde çalışarak, şefkat, sabır, tolerans, bütünle bir olma duygularımızı güçlendirir. Karmik blokajlarımız ve geçmişmizden taşıdığımız bizimle birlikte gelen problemlerimiz üzerinde çalışır. Bu mantrayı söylemek auramızı temizlememize ve koruma alanımızı güçlendirmemize yardım eder.

Işte bunlardan aldığım destekle uyumlanmak ve sakinlikle yaşamda ilerlemek mümkün oluyor.
Bir başka destekte bambaşka bir alandan yoluma çıktı. Gene doğduğum topraklarda müthiş süpheyle baktığım bir yöntem olan BIOFEEDBACK konusuna burada kapı açtım.
Amanın bilemezsiniz o kapıdan neler çıktı, kapıyı tutamadım hepsi üzerime fışkırdı ancak ağırlıkla değil kolları açık kucaklayarak. Hepsi benim hallerimmiş.

Bunun adı hayatı keşfetmekmiş.
Her şey bir soru ile başladı.
Ben neden …. ?
….. burada kişisel durumları sembolize ettiği için boş bıraktım ki okuyan herkes kendi sorusunu düşünerek  okusun.

Uzaklardan taaa zihnimin en derininden gelen bu soru, beni sürekli taciz ettiği için kendimi  huzursuz ve gergin hissettiriyor.
Cevabının peşindeyim ama aslında biliyorum ki konu soru değil, onun sonucunu merak etme hali.
Bir çoğunuzun belki de denemis olduğu ama benim  aklıma bir türlü oturtamadığım bu yöntem müthiş bir bilinç oluşturdu sorum hakkında.

Titreşimlerden oluştuğumuz konusunda hepimiz hem fikiriz. O titreşimleri okuyup hafızasındaki datayla karşılaştırma yapan ve sonucu bir yazılı metine dönüştüren bu alet ile tanışmam çok sevdiğim bir dostumun bunu meslek olarak edinmesi sayesinde oldu.

Aletin adı EDUCTOR- nam-ı diğer  “Educational Doctor”

Sorum kafamda, kablolar her yerimde ve ekranda milyonlarca çıktı. Hepsi BEN ve benim hallerim. Bildiklerim ve ya bilmediklerim.
Hislerim ya da ilüzyonlarım. Cevaplarım ve travmalarım. Kimyam ve fiziğim. Biyolojim ve bedenim.
BEN bir ekran dolusu yazıya dönüştüm. Soru değerini yitirdi ve soru KENDİM oldum.

Ben kimim?

 
Korkularım, endişelerim, beklentilerim, hayallerime ulaşma becerim, kimyasal ve duygusal hallerim, kemiklerim, organlarım, sinirlerim, nöronlarım ve hücrelerim oldum.
Meğer hayatın anlamı sorunun cevabında değil,  bendeki bütünlükte gizliymiş.

Şimdi soruyu yeniden sorun kendinize, bir de SO HUM katın nefesinize, gözlerinizi kapayıp cevaba ulaşmayı isteyin. 
Benim gibi uzun zamandır sorup durupta cevaba ulaşamayanları da sevgili Eductor’ın yanına Lizet’in yorumlarına davet ederim.

Lizet Moreno Instagram sayfası: morenowellness

4 Şubat 2019 Pazartesi

Şu beş şey önemlidir:





Bu aralar içim dışımda. Belki de dışım içimde. Yani ortalık karışık. Dış güçlerle, iç düşünceler çatışma halinde. Biri diyor ‘Kalk gidelim,’ öbürü diyor ‘Daha yeni geldik arkadaşım, nereye gidiyoruz!’
Hal böyle olunca tansiyon göz yaşı şeklinde dışarı taşıyor. Göz yaşının önemi büyük zira yüreğin üzerinde birikmiş duyguları temizleyen duru bir sudur. Tuzu yakmaz tersine can verir yeşerecek yeni hislere. Büyüklerin dediği gibi, ‘Bir ağla ferahlarsın,’
Tabii hisler böyle olunca karşına çıkanlar da içinin dengesini kurasın diye sana yardımcı oluyor. Evren hep hayrımıza çalışır. 
Karşıma Sevgili Can Şen’in paylaştığı “Şu beş şey önemlidir,” yazısı çıktı.
Bana iyi geldi, sorular sordurdu, cevapları bulmama yardım etti, içimi ferahlattı.
Paylaşmasam olmazdı dedim ve sizlerin yüreklerine teslim ettim.
Güle güle ferahlayın…

Şu beş şey önemlidir:

BEŞ: En güçlü olduğunuzu zannettiğiniz yanlarınız genellikle en zayıf olduğunuz alanlardır. Bir yanınız güçlenirken çoğu zaman diğer yanlarınızı zayıflatırsınız. Ardından tüm olaylarda, refleks olarak güçlü yanınızı kullanır, onunla tepki verirsiniz. Oysa güçlü yan her kullanıldığında bir diğer yan kullanılmadığı için zayıflar. Her şeye şefkat ile tepki vermeye alışmış birisi bazen adil olmaktan ödün verir. Her şeye adil olmakla tepki veren birisi ise şefkatten... Her şeye mantıkla yaklaşan bir insan duygularını, her şeye duygularıyla yaklaşan bir insan mantığını zayıflatır. Gücüyle övünürken aslında bunun ne kadar büyük bir zayıflığa dönüştüğünü anlamaz.

Zayıflık her zaman üzeri örtülerek giderilmeye çalışılır; bu sebeple gerçekte olduğundan da güçlü görünür. Oysa en nihayetinde örgünün tutunduğu doku hasarlıdır. Belli açılarda gelen darbelere dayanıklı olsa da doğru açıdan gelen en küçük bir darbeye dayanıksızdır. Gücünüz sandığınız şeyin zayıflığınızın kaynağı olabileceğini anlamaya çalışın.

Dünya, barındırdığı tüm acılara rağmen mutlu olunabilecek bir yerdir. Mutluluk potansiyelinin gerçek olmasına zihin hallerinin engel olduğunu unutmayın. Mutsuzluğunuzun sebebi dünya değil; yanlış anlamalarınız.

Şu beş şey önemlidir: 



DÖRT: Bir ayna bulun. En iyi ayna kendinizsiniz ama zihinsel hallerle uğraşacak bir bilginiz yoksa o zaman bir ayna bulmalısınız. Aman dikkat edin: ağzı her laf yapan, ünvanı olan kişi ayna değildir. Ayna başarı ve başarısızlık, övgü ve yergi, mutluluk ve mutsuzluk, kazanç ve kayıp karşısında kalbi oynamayandır. Eğer karşınızdaki ayna bozuksa sizi de bozuk yansıtacaktır. Önce doğru ayna bulun ve kendinizi görün. Ardından zihninizi yeterince arındırdıktan sonra kendinize ayna olacak yansız ve inançtan arınmış bir zihin geliştirin.

Şu beş şey önemlidir: 



ÜÇ: Korkmayın! Zihindeki olumsuz bir hal sizi korkutmasın. Bu halden korkmamayı öğrenin. Bu hal yalnızca bir fikir, bir inanç, bir kendi kendini iknadır. O kadar! Zihin hallerini gözlemleyip onları sonlandıramamanızın sebebi o halin kendisinden korkmanızdır. O kadar korkarsınız ki sakince durup onu gözlemlemek yerine ondan kaçarsınız. Oysa bu zihin halleri tıpkı tekerleğin direksiyonu, gölgenin insanı, yankının sesi takip etmesi gibi gibi siz nereye giderseniz sizi takip eder. Durun. Korkmaktan korkmayın. Korkunuzun içinde derin bir nefes verip durun. Gözlerinizi dışarıda kaçış bulmak için çılgınca oraya buraya yönlendirmek yerine içeriye, zihninizdeki bu hâle yönlendirin. Kendi zihninize bakın. Göreceksiniz ki bu hallerde korkacak bir şey yok çünkü bu hâl gerçek değil. Sadece zihnin bir kurgusu. Sadece kendisini sizin aracılığınızla size anlatan ve sizi ikna etmeye çalışan bir durum. Sadece var olmak için çabalayıp, diğer tüm çiçekleri öldürme pahasına bahçenizdeki besini, yani sizin dikkatinizi ve zihinsel emeğinizi kendine çeken bir zararlı ot. 

Şu beş şey önemlidir: 



İKİ: Zihindeki haller size kalıcıymış gibi gelse de geçicidir. Kalıcı olmalarının tek sebebi sizin onları beslemenizdir. Siz onları düşüncelerinizle ve inançlarınızla beslemeyi sürdürmezseniz bu haller kalıcı olmaz. Başlangıcı olan her şeyin bir sonu da olduğunu unutmamalısınız.









Şu beş şey önemlidir: 

 
BİR: İlki zihindeki hallere iman etmemek, inanmamak, ikna olmamak. İnsan zihnindeki haller tarafından yanıltılır. Alışkanlıklarının tetiklemesiyle panik hisseder ve paniklenecek bir durum var zanneder, utanç hisseder ve utanılacak bir durum var zanneder, keder hisseder ve kederlenilecek bir durum var zanneder. İlk olarak zihne inanmayı ve ona tapınmayı bırakın. Zihin halleri insanın en büyük putudur. Zihindeki haller içsel kurgulardır ve dünyada olup bitenle gerçek bir bağlantıları yoktur. Bir yorumdur. Bir inançtır. Bin kere altından geçtiğiniz köprünün çökmediğini ya da kalp krizi geçirmediğinizi görseniz de bin birinci kez gene altından geçeceğiniz köprünün çökeceğine ya da kalp krizi geçireceğinize inanmaktır. 
!!!!!!!!!! Zihindeki haller gerçek değildir.


21 Aralık 2018 Cuma

52 MOTTO



Yeni yıl kapıda...
Yeniye başlamayı kutlama zamanı,:)  oysa değişen ne ki?
Aynı gökyüzü, aynı güneş ve insan icadı olan aynı zaman...




2013 benim ciddi değişimlere kendimi açtığım bir yıldı. 2 Aralık 2013'te kendime şöyle yazmışım;
 “ I still have a long way to go BUT I am already so far from where I used to be AND I am proud of that."
Bu cümleyi sosyal medya sayfamda paylaştıktan sonra neden olmasın deyip, kendimle zor anlar yaşadığımda bir çıkış peşine düştüğümde, çıkışın sadece kendimde olduğunu farkettiğimde başladığım bir etkinlikti Monday Motto.





Her Pazartesi sabahı kendime söylemek istediğim, ileride çıkmazlara girdiğimde okuyup kendimi yukarı çıkaracağım bir slogan bulmaya başladım. Kaydırarak vın diye geçmeyi adet edindiğimiz teknolojik hız döneminde, anlık bakışlara yakalanacak özellikte görsellere, konuyla ilintili bir kaç cümle yazmaya başladım. Like peşinde değil, tersine kendimle anlaşma peşindeydim. Bazen politik olaylar olduğunda etkilenip mottoma ekledim, bazen de sivil toplum kuruluşlarının yaptıklarını yazdım. Mevsimlerin geçişindeki anları, zamanın acımasızlığını, hayatın keyiflerini, bedenimin acılarını, yeni yerlerin heyecanını derken bir de baktım ki 4 senedir her Pazartesi’ye söyleyecek bir sözüm olmuş.

Bunları bir kitap yapayım, dostlara hediye edeyim, diye bir planım varmış, 2015 günlüğümde öyle yazmışım. Bu planımı hayata geçirememişim ama birden bu sene ‘Yeni yıl yazım ne olsun?’ diye düşünürken, hop bir ampul yandı ve neden olmasın, 2018 yılındaki Monday Motto’larımı sıralayayım kitap olmasa da blog yazısı olsun dedim. Hayaller sana gelmezse sen onlara yürümelisin dedim ve başaldım tıklamaya. 
Ve işte 52 fotograf ve 52 Monday Motto’mla bu seneki yıl sonu yazımı gözlerinize, kalplerinize sunuyorum.
Kulaklarınıza da bir şey sunmamı isterseniz tıklayın okurken yanına iyi gider. 








En nefret ettiğim şeydir listeler, insanı sımsıkı bağlar ama sene sonu listelerine bayılırım. Onlar
hesaplaşmadır. Bla bla dediklerimden hangileri bla bla da kalmış, hangilerine yeterince zaman ve çaba harcayıp gerçekleştirmişim onu görürürüm. Muhasebeden nefret etsemde, sene sonu muhasebesi  gerçeklerime ayna tuttuğundan özeldir. Yalansız ve tamamen BEN halimle.

Geçen seneki 10 maddelik listemin 7'sini gerçek kılmışım. Demek ki isteklerine yürüme cesareti gösterene, evrenden daima destek geliyor. 
Bu seneki listemin 1. maddesinde yeni taşındığım ülkenin lisanını öğrenmek var. Toplam 12 maddelik listemin hesaplaşmasıda 365 gün sonraya...

2014 yılındaki ilk Monday Mottom buydu:

The new year 
means nothing 
if you are still
in your confort 
zone.



Aradan geçen 4 sene ve daha geçecek nice seneler için tek gerçek mottomda bu olacaktır. O yüzden bu sene listelerinize confort zone dışında bir madde ekleyin derim.


Keyifle ve güzelliklerle başlasın 2019... 
Mutluluk bir seçimse, neden seçmeyelim ki?
Ha birde uzakta sevdikleriniz varsa yanıbaşınızdayken  çok sarılın onlara...

Ve 52 Monday Motto ile karşınızdayım...
Şarap, kahve, çay ve ya su eşliğinde yavaşça ekranı kaydırın, hepinize keyifli okumalar...



 




1/52
İçimizdeki çocuğu hep mutlu edelim. Hayat keyifli, çok ciddiye almamak lazım.








2/52
If I change my mind will I change my choices? Acaba? Gerçekten mi? Mümkün mü? 
Bu kare bir filmden alındı. Adı What the bleep do we know.
Youtubeda seyredebilirsiniz. https://www.youtube.com/watch?v=R6G3-Zc9mtM.





3/52
 Let it be, Let it be, speaking words of wisdom, let it be.
Serbest bırakma derslerinin öğrenileceği 2018 hoşgelsin o zaman. I have to believe in my real power and to connect with it. I just have to let it go so everything will appear on my way.












4/52
Ben sadece dünyanın saçma hallerine dil çıkarıyorum. NO CHILD MARRIAGE!










5/52


Suus cuique creptius bene olet. 
Herkesin osuruğu kendine güzel kokar. 
İşte o kadar.
Bu yazı Abdülmecit köşündeydi. Kaç kişi farketti, gördü,okudu, araştırdı. 
Hayata dikkatli bakmak gerek, bazen mesaj verir.




6/52
Tabii ki balkabağı. Çünkü sihir yapmayı biliyoruz. Öyleyse pencere önünde beyaz atlı prens niye?
















7/52
Olduğumuz gibi görünmek iyidir. Bir yalanı sürdürmek, bir dolu yalanı da peşinden getirir. Sen sen ol. Olduğun halin en iyisidir. Kimseyi de dinleme. Dinlersen yalanlarının başladığına tanık olursun.









8/52
 Hayallerimizde kocamanız. Evet unicornlarada bineriz. Evet kanatlarımızda var. Dokunmayın hayallerimize, dokunmayın bedenlerimize... 
SUSMA, DOKUNMA, NO CHILD ABUSE









9/52
 Off bu erkekler kadınları an-la-mı-yor-lar! Neden anlaşılmıyoruz? Neden anlaşılmak derdindeyiz? Vazgeçsek mi?

- Dip not: Bir erkek arkadaşım altına şöyle yorum yazmış: Sanırsam:):):):):):)












10/52
Az okuyoruz. Az dinliyoruz. Az sarılıyoruz. Daha fazlası için iş kadınlara düşer. Bir anne çocuğuna bir kitap verirse her şey değişir.













11/52
Türk kahvemin yanındaki falım der ki: Umudunu kaybetme, istediğin gerçekleşecek. Sadece biraz sabır. İnanmak her şeydir.










12/52
Hayat hep bizden yana inanmak lazım en kötü andayken bile. Bu slayt Sedef Erken’in 
“ Belirsizliğe koşulsuz güvenmek mümkün mü?” adli TEDx konuşmasından alınmıştır. 15dk zaman ayırıp dinleyin derim.










13/52
Olasılıkların içinde görülmeyen bir açı vardır. Bu açının adına MUCİZE denir. Biz de hayatın içinde onca bildiğimizi, deneyimimizi, hatta elimizde bulunan şartları ortaya koyup da ‘Sonuç budur,’ ‘kesinlikle, mutlaka’ dediğimizde oraya yürütürüz kendimizi. Oysa olma olasılığı var evet ama İYİ BENİ BULUR eminliği ile bir kapı açtığımızda, mucize olasalık oradan giriverir. Meltem Güner’in yazısının tamamı Pozitif Dergi’de.








14/52
Vakit tamamdır. “Kalbinin sesini hiç dinlemediyse, hiç yol almamışsın demektir,”dedi Zaki. “Kalp seni yola çıkarandır ama aklın başında değilse bu ancak hikayedir,” dedi Claire. “Şimdi cesaretle aç kapağı ve başla okumaya çünkü ancak okursan her şey gerçek olacak,”dedi Plangam. Cesaret edin siz de yola çıkın onlarla. Çok yakında tüm kitapçılarda demiştim. Bugün her yerden ulaşabilirsiniz. Yılbaşı öncesi yola çıkmakta tereddüt eden bir dostunuza ya da çoktan yola çıkma cesareti gösteren sevdiğinize  harika bir hediye olacaktır.





15/52
The only story that matters is the one that you want to write. Güzel hikayeler yazalım. On the way to Meteora with my bestie Memo.
















16/52
Imagine thats how you create life. Hayalini görmediğiniz hiçbir şeyi başaramazsınız. Hayal kurun ama hayalperest olmayın.




17/52
Yeni deneyimler zihni esnetir.Bağımlı olduğumuz duygularımızın dönüşmesine sebep olur. Yol-A-çık, güzellikler bizi bekliyor. Çaldığım aletin adı Cajon. Deneyin oldukça ilginç ve çalması basit. Kattığı keyif müthiş. Kıpır kıpır. Ben Dimitrios'un Music Medicine etkinliğinde tanıştım. Takip edin güzel etkinlikler yapıyor. https://www.uplifers.com/author/dimitrios/














18/52
 Hiçkimse başarı merdivenlerini elleri ceplerinde çıkmamıştır. Tüm başarılarımda benden desteğini esirgemeyen aileme ve dostlarıma extra thank you. 
Üç Noka... imza gününden sonra.








19/52
7 taşı dizdik üst üste. Şaman geleneğini kadim topraklarda        (Mardin) yerine getirdik. Bereketli bir yıl olsun, bu bahar ektiklerimiz güzel ekinler olarak hayatımıza eklensin. Sözler güçlüdür, dikkat etmek lazım pıt diye oluverirler, dileğinizle kalırsınız. Harika bir haftasonu kaçamağı Sacred7 ile Mordi’nin ( ijo dela bueno ve sevaran las manosJ)50.yaş günü sürprizine eklendik tüm dostlar. Lisa, Rina, Şeli, Aron için bu geziden sonra Anadolu’nun kapıları onlara açıldı. Şimdiden bir sonraki tatilin planları yapılıyor. Bu demek ki gezmek keyifli.









20/52
Üç Nokta... On the air. 
Kitabımın Karnaval radyoda tanıtım günü. 
Kız muahebbetinde akıllı kadın. 
Eski dostluklar her zaman destektir. 
Geveze benim 30 küsür yıllık dostum. Bu gün o da hayellerine yürüyor. Rüya adlı bir parçasına klip yaptı. Tıklayın... https://www.youtube.com/watch?v=rGwlZTFMw0c








21/52
Gökyüzünden nefis bir hediye hoop yakama konmuşsa. Üzerine “ make todaye awesome so tomorrow will be jelous” yazmışsa, Ben dün Göbeklitepe’nin enerjisine bürünmüşsem, ee haliyle bu gün kıskançlıktan catlasın çünkü dün müthiş bir gün yaşattım kendime. Hayat bu işte. Keyif verin kendinize. Hediye Dalia’danJ













22/52
Her gün bir kutlama varken feeling good ama kutlamalar olmadığı zamanda söylemeyi unutmamak lazım. 47.yaş günüm. Tüm dostlarım toplanmış ne büyük zengnlik. Şükür bin şükür. Nurit,Louis, Lisa, Rina, Linet cansınız:)








23/52
Sometimes the universe says “Turn the page,” you have to listen. Nayad bal’ın tasarımı Linet'imin 
hediyesi. 
Evrenin sesini parmağıma taşıdığı için iyi kiJ













24/52
Hayat öyle hızlandı ki ben ilk defa Pazartesi yayına almayı atladım. Evren JUST GO derse tabii ki EVET demek lazım. Geri sayım başladı. Şafak 27, değil mi Rozican?










25/52
Günlükler benim hayatımın vazgeçilmezi. İçi sırlar, sözler sevinçler, acılar,kıskançlıklar, nefretler, ve söylenemeyen cümlelerle dolu. Kendimi kendimle bulduğum gerçek alan. Ne mutlu günlük tutanlara.














26/52
Olanları değiştirme gücümüz yok! Ama dileklerimizin gerçek olmasını umut etmeye devam edebiliriz. Sevgi, barış, anlayış kazansın.













27/52
Hayatınızdaki değerlileri her zaman kalbinize mühürlemeyi ihmal etmeyin.














28/52
Puduhepa der ki: Hayaller önemli. One day to go! Yarın 3 kişilik ailem için büyük gün. Kararımızın evren tarafından onaylandığını bilmek ve 
İYİ BİZİ BULUR demekten keyif duyuyorum.












29/52
Birilerinin ellerini bırakırken birilerininkini tutabiliyor olmanın keyfi paha biçilmez. Tutacak elleriniz bol olsun hayatta.











30/52
Banyomdaki aynalı tablo, her sabah önce gözlerimi gördüğüm sonra yazısını okuduğum... Inanamak şart ve de hayatın hep yanında olduğunu bilmek.










31/52
Karar almak için sadece kendimize güvenmemiz yeterli. Boşvermek lazım bahaneleri, almak lazım sorumluluğu. Sonrasında kim tutar bizi.











32/52
Ah İstanbul ah... Başkasın sen... Olduğun yeri sevmek, olabildiğin yerde mutlu olmak. Adaptasyon= Mutluluk












33/52
 Zor dedikçe zor olan tek şey hayat. Desen bir türlü, demesen bir... Life is simple...











34/52
Sahip olduğumuz her şeye sahibiz. Başka şeyler istersek onlarada sahip olabiliriz. Istemekten korkmamak lazım. Başarınca da tebrik etmek lazım.











35/52
Postadan sürpriz çıkarsa ve kmlerce uzaktan can dostun sana “Follow your Dreams” derse ve sen hayallerinin peşinden çoktan gitmeyi seçmişsen gözlerin dolar, şükür etmez misin? Verda’m canımsın.








36/52
 If you love someone unconditionally for sure he will love you back. Böyle sevgilerle dolu bir ay olsun Eylül. Ne ektiysek onları toplayacağımız güzel bir hasat olsun. Lucy is the daughter of my cousin Shila...











37/52 
5779 yılının ilk gününden bir mondaymottostella. Yakın dediğim ailemden uzak, uzak dediğim akrabalarıma yakın... Sahip olduklarımızla mutlu olduğumuzu anlayabilecek anlar diliyorum. Arayış hiç bitmez.








38/52
Hayatta bilmediğimiz ve bu yüzden korktuğumuz öyle çok şey var ki... Belki de onlar sadece ananas. Bilinmezin içine korkmadan ilerleyeceğimiz bir hafta olsun.














39/52
Sahip olduğumuzu sandıklarımız bizi yüceltmez eğer gökyüzünü görmüyorsak, güneşin ışığını hissetmiyorsak, suyun sesini duymuyorsak. 








40/52
ups and Downs... 
Olacak işte hayat bu. Sen uçmayı unutma yeter ki...
Uçmaktan keyif almayı, inişteyken de çıkmanın elinde olduğunu hatırla. Bazen sert esen rüzgarın acıtabileceğini, bazen de sıcacık güneşle dans edebileceğini unutma.















                                                                                    41/52
Hayatta hangisi gerçek bakınca anlayacağımız bir hafta olsun. Malum bu günlerde ayrım kolay değil.Taklitlerinden sakınmak lazım.










42/52
Gönülden istersen, beklenti yapmazsan, hayat seni en güzel haliyle ödüllendirecektir.Kocaman bir öpücük Verduşuma, taa Londra'dan bana sonbahar gelmeyen şehrime sonbaharın keyfini postalamış. 










43/52
Life is... 
Test ömür boyu mu? Hiç bitmez mi?
















44/52
Sen gülümse Ata’m, biz biliyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. O sadece hayal etmekle kalmadı, hayallerinin önündeki tüm engelleri kaldırarak hepimizi hayaline dahil etti. Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.







45/52
Bir kitapçı kartım oldu. Her ne kadar sadece çocuk kitapları okuyabiliyor olsam da insan her yaşta öğrenilecek bir şeyler bulabilir. Bir miktar cesaret üzerine bir tutam heves yeterli. Yeni şeyleri denemenin yaşı yoktur.












46/52
Cici kız vs. Akıllı kız. Toplum der ki: Bla bla bla... Ne derse desin umurunda olmasın. Neysek oyuz.










47/52
Let your dreams take you away. 
I made it,  so why not you? 

Bu bir kolye ucu, müthiş bir hediye, ilgilenenlere... Bir tıklayıp bakın nasıl yapılıyor.
https://www.nano-jewelry.com/products/the-self-fulfillment-necklace-gold-filled-necklace-graduation-presents








48/52
If you dont believe in Unicorns, how can you live?











49/52
Hayatımın en keyifli anlarını paylaştığım, bedensiz olsanda varlığınla beni hep mutlu ettiğin, sıcacık gülüşünle uzaktan bile bana destek olduğun, bizi geride bıraksanda sonsuza kadar sevdiğimsin. Bu evrende adını sevgiyle anmanın şerefine iyi ki hayatıma dokundun güzel yürek RIP... 10 yıl önce bugün toprağa koydum seni, bağrıma taş bastım ama yolumdan, hayallerimden ve gücümden hiç eksilmedim. Gidenler sonsuza kadar bizimle ama yola devam etmezsek üzülürler.








50/52 
Hayatta ulaşmayı arzu ettiğimiz hiçbir şey aslında para ile ilintili değildir. İyi düşünürsek anlarız eminim.
















51/52
Shower talks... 
Yeni bir lisan öğrenmek istek, sabır, çaba ve çooook çalışmak ister ama böyle minik tipsler yanına iyi gider. 
Hayat her zaman kolay yollar sunar, follow the steps. 
Sid Efromovich 7 lisan konuşabilmenin yollarını TED Talks'ta sıralamış. İsteyenler seyredebilir. 







52/52
Kafamda ne yazacağım belli ama kendimi hayatın sürprizlerine açık bırakıp gün gelmeden kesinleştirmiyorum ne yazacağımı. Eskiden öyle değildi ama artık akışa daha çok izin verir oldum. Olgunluk belirtisi deyin, deneyim deyin ya da sürprizlere açık olmak deyin. 
Belki de siz bir motto yazmak istersiniz, bence  en büyük sürpriz bu olur.